9 Şubat 2009 Pazartesi

quel joli nom de ninon

Dönemece yaklaşırken demiryolcunun gözüne bir şey ilişti. Şimdi yürüyerek geri dönüyor. Yol kenarında telefon kulübesi büyüklüğünde bir adak yeri. Adak yerinin paslı kapısının üst yarısında açık bir demir parmaklık var. İçerde, taş kemerin altındaki bir nişte ise Meryem Ana heykeli duruyor. Jean çocukluğundan beri dua etmemiş. Şimdi nasıl dua etmeli?

















Alışkın olduğum bir şey değil dua etmek. Şimdi yüzümü sana mı çevireceğim? Sen yere bakıyorsun, öyleyse ben de aynı şeyi yapayım. Kızım ölmekte. Her gün biraz daha kötüleşerek. Korkunç bir ölüm. Savunmasız. Başka hastalıklara benzemeyen bir hastalık bu. Bunu söylemiyorlar, buna retrovirüs diyorlar. Sanki bu, hastalığın ne olduğunu açıklıyormuş gibi. Başka hastalıklarda ölüm bir gün gelir, seni alır götürür. Bu hastalık, Ninon'un hastalığı, hayatın insanı yavaş yavaş terk etmesi gibi bir şey. Hayatın art arda gelen silleleriyle seni yarı yolda bırakması gibi bir durum. Beni anlıyor musun, Meryem Anacığım? Azar azar iyice elden ayaktan düşüyor, ne gece, ne yıldızlar, yalnızca içinden onun hiçbir zaman çıkamayacağı ve kimsenin barınamayacağı bir mahzen. Onu hasta eden, ama ölümünü bir süre geciktiren ilaçlar veriyorlar ona. Bu süre içinde acı var, bekleyiş var, ama umut yok. O senin de kızın. Hiçbir şey isteyemez insan, ama her şeyi isteyebilir. Sen bize bu hiçbir şeyi her şeye dönüştürmeyi öğret, Meryem Ana. Birçokları yüz çeviriyorlar. Sen çevirmiyorsun, çünkü bir heykelsin sen. Başkaları korkuyor, ben korkuyorum. Sen öyle sakin duruyorsun, çünkü bir heykelsin sen.
Hiçbir şey her şeye nasıl dönüştürülür?


John Berger- Düğüne

1 yorum:

  1. benle paylaştığınız bu güzel kitap iin tekrar çok teşekkür ederim efendim.

    YanıtlaSil